Yataktan kalktı.
Yine aynı sabah diye geçirdi aklından. Sabahlardan farklı olmalarını
beklemesinin anlamsız olduğunu iyi biliyordu aslında. Farklı olması gereken şey
kendisiydi. Ama ne yaparsa yapsın bunu beceremiyordu. Ailesi, arkadaşları hatta
tüm dünya onu sıradan olmaya zorlayan engellerdi. Neyse diye geçirdi içinden
neyse. Saat henüz kendisi dışında herkesi suçlamak için çok erkendi.
Yüzünü yıkamak
üzere banyoya gitti. Hep aynı yüz diye düşündü. Düşüncelerini değiştirerek
dünyaya bir fark katamıyorsa belki de yüz şeklini değiştirmeliydi. Bu ne demek
oluyordu: tabi estetik ameliyat. Saçma diye geçirdi içinden. Diğerlerine
benzemekten bu kadar kaçarken toplumun dayattığı algılar doğrultusunda bir de
estetik ameliyat mı olacaktı? Çok saçma…
Kendisiyle günlük
muhasebesi henüz bitmemişti ancak buna iş yerinde boş kaldığı anlarda da devam
edebilirdi. İşe gitmek üzere evden çıktı. İş yerindeki o lanet masayı
düşündükçe midesi bulanıyordu. Kendisindeki sorunu çözemiyordu henüz. Diğer
herkes birbirinin aynısı olmaktan bu kadar mutluyken ve hatta birbirinin
kopyası olmak için yarışırken onun derdi neydi?
Özel bir şirkette
muhasebeci olarak çalışıyordu. Aynı zamanda memleketinde tarlaları vardı. Öyle
büyük şeyler değil. İkisinin gelir kaynağıyla ancak normal bir hayat
sürdürebiliyordu. Eee İstanbul’da yaşamak öyle kolay mıydı? Ona sorarsanız
kolay olmalıydı. Bir şehirde yaşamak diğerinde yaşamaktan neden daha zor
olmalıydı? Aaa tabi. O ayrıntıyı atlamıştı. İnsanlar birbirinin aynısı bir şekilde
yaşamak için delice kapışırken aynı zamanda farklı olduklarını iddia etmekten
de asla geri kalmazlardı. Sonuçta büyük bir şehirde yaşamak statü belirtisi
sayılırdı ve onları farklı kılardı.
Klasik işlerini
tamamlayarak şirketteki gününü bitirdi. Şirketteki o günde onu bitirdi. Eve
gidecek pek enerjisi kalmamıştı. Öncesinde biraz daha kendiyle hesaplaşmak için
oturup bir bira içmeye karar verdi. Çevrede kalabalık olmayan pek bar yoktu.
Mecburen az kalabalık barlardan birini seçip oturdu. Bir bira söyledi.
Sigarasını yaktı. Aslında ne birayı seviyordu ne de sigarayı. İkisinin de tadı
ona pek hitap etmiyordu. Ama maalesef gençlik yıllarında farklı ve isyankar
insanların bira ve sigara içtiğine dair bir düşünce yapışıp kalmıştı kafasına.
Sigara zamanla el alışkanlığı olmuş bira da üç tane içince insanların konuştuklarına
tahammül edip muhabbetlere katılma gücü vermişti. Hem sonuçta bunlar sağlığa
zararlıydı. Bu dünyadan bir an önce gitmesine yardımcı olacak her şeye
sempatiyle bakıyordu. Sigara ve birayı düşünerek geçirdiği zamandan memnun
olmuştu. Birasını neredeyse yarılamış ikinci sigarasının sonuna gelmişti.
Kendinde eve gidecek gücü bulabilirmiş gibi hissediyordu. Birası bitince kalktı
ve otobüs durağına gitti.
Otobüs bir türlü
gelemedi. Beklerken zaman geçirmek için en iyi bildiği şeyi yaptı ve sigarasını
yaktı. Normalde Murphy Kanunları gereği otobüsün çoktan gelmiş olması gerekirdi
ama sigarasının sonuna geldiği halde ne gelen vardı ne giden. Çevresindekilere
baktı. Onlar da huysuzlanmaya başlamışlardı. Arka sıralarda yaşlı bir amca
gördü. Kalbini tutuyordu. Ona doğru hamle yapmak istedi ama genç bir oğlan
ondan önce davranıp amcanın yanına koştu. Yavaş yavaş kalabalık amcanın
çevresine toplandı. Amca sadece kalbim diyebiliyordu. Kendisi amcaya hamle yapacak gibiydi ancak
durdu. Önce ilk koşan çocuğun sonrasında çevredekilerin yavaş yavaş amcaya
dönüştüğü ve kalplerini tutmaya başladıklarını gördü. Önce gördüklerine
inanamadı. Bu aynılaşma işi böyle bir boyut mu almıştı gerçekten? Panikle yola
atladı. Ve geçen bir taksiyi durdurdu. Oradan ne kadar çabuk kaçıp kurtulsa o
kadar iyi olacağını düşünüyordu. Taksici paniğine anlam veremedi ve sürmeye
devam etti. Zar zor ev adresini söyleyebilmişti. Aradan bir iki dakika
geçtiğinde sakinleşmiş hissetti. Dikiz aynasından kendine baktı. Bu mümkün
olamazdı. Kendisi de aynı o amca gibiydi. O anda radyodan tuhaflıklara dair
haberi duydu “Evet inanılmaz geliyor biliyoruz ama doğru. Gerçekten herkes tek
bir kişiye dönüşüyor ve bir kalp krizi geçiriyorlar. Bu salgının nereden
başladığı ya da kimleri etkileyeceği belirsiz durumda. Nasıl korunacağımız
konusunda ise henüz uzmanlardan bir açıklama gelmedi. Hepimiz teh…”. Haber
yarıda kesilmişti. Dikiz aynasından kendine bakmaya devam etti ve kalbinde
ağrıyı hissetti.
Yorumlar
Yorum Gönder