Ana içeriğe atla

Westworld İncelemesi ve Sezon Finali Çözümlemece : Nolanlar Aşkına

"Anılar bilince giden yolda ilk basamaktır. Anılarını hatırlamazsan, hatalarından nasıl ders çıkarabilirsin?"

Nolan kardeşler sinema tarihine geçmiş güzide nimetlerimizdendir bana göre. Jonathan Nolan'ı belki de Westworld ile tanıdınız, fakat bazılarınız onu Person of Interest dizisiyle de tanımış olabilirsiniz. Person of Interest, Westworld kadar başarı elde edemese de daimi seyirci kitlesini yakalamış, zamanında reyting düşüklüğüne rağmen kitlesinden gelen yoğun talep üzerine çekimler finale kadar devam edebilmiştir. Bu dizilerde de olduğu gibi Nolan kardeşler eserlerinde ters köşe yapmayı ve insan doğası, gerçeklik kavramı ve iyi-kötü çatışması gibi temalar kullanmayı amaç edinmişlerdir. Bu bakımdan Westworld sadece bir bilim-kurgu dizisi olmaktan çıkmıştır. Ayrıca ilgilenirseniz dizinin üzerinden uyarlandığı 1973 yapımı Westworld filmini de izleyebilirsiniz.

Westworld... Dünya'nın monotonluğundan sıkılan, yeni maceralar, hikayeler ve 'insanlar' arayan zenginlerin yüklü miktarda para karşılığında girdikleri vahşi batı dünyası. Muhteşem bir kaos... Bilim ve teknoloji oldukça ilerlemiş, öyle ki klon insanlar üretilmeye başlanmış. Çeşitli programlamalar ve kodlamalarla klonlara hikayeler, en ince detayına kadar karakteristik özellikler ve onlara özel anılar yüklenmiş. Müşterileri çeken özellik ise kodlamaların bu dünyayı oldukça gerçekçi yapması ve onlara bu hikayelere katılmalarını veya istedikleri serüvene doğru yol almalarını sağlaması. Bu sanal dünyanın 19. yüzyıl zamanı içerisinde olması mevcut zamanın boşluğu ve karamsar gidişatının sebebidir aslında. Bence bu nedenledir ki bizler nostalji yaşamayı sever, hatta bazen hatıraların arasında kaybolur gideriz.

Geçelim çözümlemeye; bu kısımdan sonrasını sezonu izlememişseniz okumanızı tavsiye etmem. Zira bolca spoiler barındırıyor. Sezon üzerinde bolca düşündüm fakat fazla araştırma yapmadım. Aşağıda bahsedeceklerim dizi üzerinden yaptığım kendi çıkarımlarım. Birkaç ortak nokta zaten internette teori olarak mevcut, bunun dışındaki çıkarımlar kesin bir doğru olarak görülmemelidir. Zaten bazen yönetmenler bile kafasında bir yerlere varamaz, bizim atıp tutmalarımız sadece havada kalır. Dizinin bize bilimum dolambaçlı yollarla farkettirmeden verdiği felsefe dersinin çözümlemesini yapmak istiyorum.

ZAMAN TÜNELİ


Dizinin iki farklı zaman tünelinde geçmesi... Sezon finaline doğru bazı teoriler türemişti bunun hakkında; en iyi kanıtlarından biri William'ın aslında Man in Black olmasıydı. Peki bu iki zaman tünelinin başlangıç noktası nelerdi? Öyle görünüyor ki William ve Logan'ın parka giriş yapmasıyla başlayan ve aradan yaklaşık 35 yıl geçmesiyle aynı anda seyreden iki farklı zaman tünelini izlemiş olduk. Güzel bir ters köşe değil mi?

A(BE)RN(ARD)OLD


Aslında bu isim olayı benim teorim. Teori denilemeyebilir, ama sadece rastlantı ya da bir tesadüf mü bilmiyorum ama isimlerin benzerliği çok dikkatimi çekti ve böyle bir yerleştirme yaptım. "A Bernard Old", sizce de tesadüf müdür?


Arnold'un oğlunu kaybetmesinin de etkisiyle kafasına giren düşünceler, 'klonların' dünyasını onlara bırakma fikri, onların da bilinç kazanabileceklerini, insanların burada zarardan başka bir şey yaratmayacağını düşünmesi Ford ile kendisini küçük bir tartışmaya itmiştir. Arnold parkın açılmaması için elinden geleni yapmış, bir yere varamayacağını öğrenince kendi anısından bir parçayla Dolores'e yeni bir 'bilinç' eklemiştir. İlk seferinde Dolores Arnold'un bilinç labirentinin merkezine ulaşarak klonların bilinç sahibi olduklarını kanıtlamıştır. Arnold sonunda bu durumu kanıtlayarak kendi ölüm fermanını Dolores ile yazmıştır. Daha sonra Ford, Arnold'un hafızasını Bernard'a ekleyerek, dostunu tekrar yaratmış, Bernard'ın klon bilinci teorisini kullanarak bütün hissedarları ve şirketi muhteşem bir kapanışla hedef almıştır. Dizi boyunca bu planın sinyallerini parkta bulunan hikaye dışına çıkmış klonlarla, Elsie'nin bilgi sızdırılan bir noktayı bulmasından sonra Ford'un Bernard'ı kullanarak Elsie'yi öldürmesi ve Bernard'ın kendi gerçek doğasını keşfetmesiyle birlikte Theresa'yı da öldürmesi ile alıyoruz aslında. Aynı zamanda Elsie'nin bulduğu Orion taşlarının Bernard'ı bilgi sızdırılan bu noktaya Ford tarafından Bernard'ın bilinçaltı ile gönderilmesi için kullanıldığı düşüncesindeyim. Fakat bunları bir sonuca bağlamak kolay olmuyor.

LABİRENT




Labirent... Arnold'un kullandığı bu parça kaybettiği oğlunun oyuncağıydı. William'ın hissedarlar için yapılmış, çok özel bir oyun olduğunu düşündüğü labirent gizemi. Ne yazık ki Arnold için hissedarlar hiçbir anlam ifade etmiyordu. Arnold bu labirent sembolünü yarattığı birkaç klonun beynine işaretliyor, bunların bir amacı var mı yoksa sadece bir imza mı tam olarak bilmiyorum. Altıncı bölümde labirentin en iyi açıklamasını Teddy'den dinliyoruz: "Labirent antik bir mittir. Bir insanın bütün yaşamı labirentin ta kendisidir. Aldığı kararlar, tutunduğu hayaller... Ve tam merkezinde, sayısızca öldürülen, fakat her defasında ısrarla hayata tekrar dönen efsanevi bir insan. Bu insan son dönüşünde her bir kansızı tek bir hışımla temizledi. Sonunda kendine bir ev kurdu ve evinin etrafına sadece kendinin geçebildiği son derece karmaşık bir labirent kurdu. Sanıyorum ki yeterince mücadeleye şahit olmuştu." Bu labirent gizemi aynı zamanda bir kızılderili miti, dizide de bu mit kullanılmış. Labirent hakkında daha fazla bilgi için ayrıca bakabilirsiniz: https://insanveevren.wordpress.com/2011/04/20/tarihten-gelen-muamma-esrarengiz-labirent/

TEDDY

Kanaatimce Teddy, William'ın labirenti daha fazla kurcalamasını engellemek için ve Dolores'in hikayesini tamamlaması için Ford tarafından dolaylı ya da doğrudan yaratılmış Ford ve Dolores'in koruyucu klonu. Aynı zamanda Teddy'nin Man in Black'in Dolores'i kaçırışını hatırlayabilmesi de dikkatimi çekti ve bu düşüncemin doğruluğunu güçlendirdi.


DOLORES (WYATT)




Labirentin merkezindeki insanın Dolores olduğunu öğreniyoruz. Evet labirenti Arnold kurdu, fakat merkezine Dolores'i, yarattığı ilk klonu koydu. William ile labirentin merkezini ilk arayışı başarısızlıkla sonuçlanır; Dolores kaybolur ve William çaresizce Dolores'i bulma arayışında kendi özünü keşfeder. Dolores onun için labirentin merkezi olmuştur. 35 sene sonra Arnold'u Wyatt'ı kullanarak bulup, merkeze ulaşacağını düşünmüştü. Aradığı merkez yanı başında duruyordu.

"Madem dışarısı bahsettiğiniz kadar güzel, o halde neden bu içeri girmek için koparılan yaygara?"

WILLIAM (MAN IN BLACK)

William hakkında çoğu detay açığa çıktı, onun hakkında fazla yazmayacağım. Fakat şuna dikkatinizi çekmek isterim: dizi boyunca klonlara bile kıyamayan son derece insancıl bir insan olarak gördüğümüz, bir klonun kendisine 'aşık' olan William sonunda gerçek benliğini bularak bir insanın fanteziler içinde ne kadar değişebileceğinin kanıtı olmuştur. Sonunda gerçeklik algısını kaybetmiştir. Belki Logan'ı Man in Black olarak düşünenler de bu iyi-kötü yapıştırması psikolojisine maruz kalanlardır. Hayal kırıklığına uğradığınız için üzgünüm.



Sonunda klonların insanlara zarar verebileceğini kendi üzerinde deneyimler, Westworld'ün gizeminin verdiği hayretle gelinen noktaya bu sefer sadece seyirci kalır. Tam olarak görünemese de kendisini vuranın Clementine olduğunu düşünüyorum.

MAEVE

Büyük sırlardan biridir Maeve. Sezon finaline doğru ne kadar kendi bilincini yarattığını düşünsek de bu bilincin kodlardan ibaret olduğunu görürüz. Bu mesaj izleyiciye oldukça etkileyici bir şekilde ulaşır: ne kadar özgür iradeyle yaşadığımızı düşünsek de doğamızın sınırları bizi birkaç koddan ibaret kılıyor. Tıpkı Ford'un Bernard ve Dolores'e Michelangelo'nun Adem'in Yaratılışı portresini gösterek açıkladığı gibi, her şey insan beyninden ibaret. İnsanı yaratan yine insanın beyni... Dolayısıyla yaratılışa da insanın beyni yol göstermiştir.



Bir başka detay da Maeve'in önceki hayatında Men in Black tarafından öldürülen kızına gerekenden fazla bir biçimde üzülmesidir, ardından bu anomalinin bilince yol açılan labirentin sembolünü görürüz.

Park çalışanları her ne kadar uğraşsalar da bazı anıları tamamen silemezler. Maeve'in tutsaklıktan kurtulmasına yardım eden teknisyen Felix durumun ciddileşmesine rağmen yardımına devam etmiştir. Bazı izleyiciler Felix'in bu yardımını mantık hatası dolu gereksiz itaat olarak değerlendirerek bazı noktaları kaçırıyorlar. Ortada itaatin aksine acıma var. Daha önce klon kuşu canlandırmaya çalışmasından da anlayabiliriz Felix'in diğer teknisyenlerden farkını.

Bu arada ilk bölümde gördüğümüz Dolores'in babası da tıpkı Maeve gibi kaçma teşebbüsünde bulunmuş gibi geliyor. Hikaye dışına çıkan ilk karakter olarak tanıdık onu, belki de Maeve gibi klonlarla bir bağlantısı vardır.

LEE SIZEMORE

Parkın hikaye yazarı. Birçoğumuz bu karakteri önemsiz görüyordur, fakat önemsiz olsaydı bölümlerde uzun bir süre boyunca kadraja konmazdı diye düşünüyorum. Nitekim önemli biri olduğunu anladık. Ford, Sizemore'un egosunu muhteşem bir şekilde kullanarak Wyatt karakterini yaratması için onu kullanmıştır. Depoya kaldırılan klonlar Ford'un jübilesinde kullanılmak üzere harekete geçmişlerdir.



Kapanışı öğüt dolu muhteşem tiratlar döken Anthony Hopkins'in canlandırdığı Ford karakterinin sözleri ile gerçekleştiriyorum: "Eski bir arkadaşım bana zamanında son derece huzur veren bir şey söylemişti. Okuduğu bir yerden... Bana Mozart, Beethoven ve Chopin'in asla ölmediğini, öylece müziğin ta kendisine dönüştüklerini söylemişti."

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Ay'da Hasat Yapan Adam

2009 yapımı bu kült bilim-kurgu drama filmini nasıl kaçırdım da ancak bu kadar vakitten sonra izleyebildim bilmiyorum. Aynı yılda District 9'u çıktığı anda izlememe rağmen. Filmi bu kadar güzel kılan oyunculuk mu, yoksa kurgu mu? Yoksa efektler mi? Hayır, aslına bakarsanız bunların hiçbiri E.T., A Space Odyssey, Gravity veya Interstellar kadar iyi değil. Bu filmi güzel kılan küçücük bir bütçeyle ve rol dağıtımı ile az önce saydığım filmlere çok yakın bir iş çıkarması. Filmimizin ilk dakikalarında standart bir bilim-kurgu filmi olacağını düşünüyorsunuz, ama bunun çok daha fazlası olduğunu anlıyorsunuz ilerleyen bölümlerde. Yönetmen Duncan Jones'ın bilinen ilk ve tek kısa bilim-kurgu filminden sonra çektiği ilk film olmuş "Moon". Kısa filmi güzel bir başarı yakalamış olsa gerek, bir sonraki filmi Moon, Kevin Spacey ve Sam Rockwell gibi kalifiye oyuncuları barındırmış. Kevin Spacey'i The Usual Suspects'den ve House of Cards'dan, Sam Rockwell'i d...

Mars'a Yolculuk

Bu duruma geldiğimize inanamıyorum. Mars’a giden ilk insanlardan biri olma şansını yakalamışken, yaşadığımız kaza yüzünden Mars’ta ilk ölen insanlardan biri olacağım. Keşif gezisi için yola çıktığımız toplamda on kişiydik. Sorunsuz sayılabilecek bir yolculuğun ardından, Mars’a çok yakın bir noktada bu kazayı yaşadık. Mars’a zorunlu inişi başarmış olmama rağmen benim dışımdaki dokuz astronot hayatını kaybetti. Şu anda hayatta olmam da bir anlam ifade etmiyor. Çünkü oksijenim bir saat içinde tükenecek ve ben de öleceğim. Benim adım Sema. Bu keşif için Türkiye tarafından görevlendirilen astronotum. Bu kara kutu kaydını keşif robotlarından birinin bulup dünyaya ulaştırması umuduyla bırakıyorum.      Dakikalarım tükeniyor ve ölümü gittikçe daha yakınımda hissediyorum. Aklım düşüncelerle dolu.Ölüm korkumu düşünüyorum. Hayatım boyunca ölmekten ve bir şeyleri yarım bırakmaktan korkmuştum. Bilirsiniz ölmeden önceki yapılacaklar listesinde yüzlerce eksikle ölmek herkes için kor...