Bu duruma geldiğimize
inanamıyorum. Mars’a giden ilk insanlardan biri olma şansını yakalamışken,
yaşadığımız kaza yüzünden Mars’ta ilk ölen insanlardan biri olacağım. Keşif
gezisi için yola çıktığımız toplamda on kişiydik. Sorunsuz sayılabilecek bir
yolculuğun ardından, Mars’a çok yakın bir noktada bu kazayı yaşadık. Mars’a
zorunlu inişi başarmış olmama rağmen benim dışımdaki dokuz astronot hayatını
kaybetti. Şu anda hayatta olmam da bir anlam ifade etmiyor. Çünkü oksijenim bir
saat içinde tükenecek ve ben de öleceğim. Benim adım Sema. Bu keşif için Türkiye
tarafından görevlendirilen astronotum. Bu kara kutu kaydını keşif robotlarından
birinin bulup dünyaya ulaştırması umuduyla bırakıyorum.
Dakikalarım tükeniyor ve ölümü gittikçe daha yakınımda hissediyorum. Aklım düşüncelerle dolu.Ölüm korkumu düşünüyorum. Hayatım boyunca ölmekten ve bir şeyleri yarım bırakmaktan korkmuştum. Bilirsiniz ölmeden önceki yapılacaklar listesinde yüzlerce eksikle ölmek herkes için korkutucudur. Ama artık böyle hissetmiyorum. Sanırım bir şeyin gerçekleşmesi kaçınılmaz olduğunda onu olgunlukla kabullenmekten başka çareniz kalmıyor. Ailemin Mars’ta ölmemi ve yaptıklarımı nasıl karşılayacaklarını düşünüyorum. Sonra kendi hislerime yoğunlaşıyorum. Dünya’da sevdiğim tek insanların ailem olduğunu fark ediyorum. Onları her şeyden çok seviyorum. Hayatınızın son dakikalarında süslü sözler anlamını yitiriyor ve sevginin önemini bir kez daha kavrıyorsunuz, sevgi kesinlikle en anlamlı duygu. Hatta daha önce üzerine hiç düşünmediğim ancak birçok insanın kafa yorduğu hayatın anlamının bile sevgi olduğunu iddia edebilirim. Sanırım bu insanlar içlerinde sevgi olmadığı için hayatın anlamını bulamadılar. Her şey bitip ölüm geldiğinde yanınızda yalnızca sevgi kalıyor ve bunu bilmek çok güzel. İntikam, korku, hırs, nefret şu an hepsi benden çok uzakta. Sevmek yerine bu duyguları yaşadığım için bir an pişman olacak gibi oluyorum ancak pişmanlığın da beni çoktan terk ettiğini fark ediyorum. Bütün kalbim sevgiyle dolu. Artık yaşadıklarımıza bile kızamıyorum. Sonuçta her şeyin mutlaka bir sebebi vardır.
Hayatım boyunca insanların iyi olmaya çalışan kötüler olduklarına inandım. Şu an bu düşüncemden bile vazgeçiyorum. Sanırım herkes ölürken on saniyeliğine bile olsa iyi bir insana dönüşüyor. Etrafıma bakıyorum ancak çevremi değil yaşadığım mutlu anları görüyorum. Her an ölmenin güzel bir şey olduğuna karar verebilirim. Oksijen gittikçe azalıyor. Eğitimlerimizde düşük oksijen miktarının bizi delirtebileceği söylenmişti. Umarım bu başıma gelmez. Bir deli olarak ölmek istemiyorum. Benim ve diğer dokuz astronotun cesetlerini düşünüyorum. Muhtemelen çok sonra fark edilecekler ve kimse onları almaya gelmeyecek. Gerçi bu durum benim için pek önemli değil. Cesetlerimizi alıp almamaları öldükten sonra ne fark eder ki? Hem ben ölmek için harika bir yer seçtim. Şimdi gerçeklere gelecek olursak, Mars’ı seçtim diyorum çünkü gerçekten burada ölmeyi ben seçtim. İntiharımda benimle birlikte dokuz kişiyi öldürdüğüm ya da NASA’nın milyar dolarlık projesini patlattığım için pişman mıyım diye düşünüyorum. Ama dediğim gibi pişmanlık çoktan gitti. Evrene birileri tarafından izlenip izlenmeyeceğinden bile emin olmadığım bir intihar notu bırakıyorum. Bu arada intiharımla birlikte yok ettiğim Mars Keşfi projesi dünyanın son umuduydu. Zaten az zamanı olan dünyanın vakti yeni bir Mars Keşfi projesi hazırlamaya yetmeyecek. Dokuz kişiyi kendimle birlikte öldürdüğümü söylemiştim değil mi ah pardon dokuz milyar insanı kendimle birlikte öldürüyorum. Ancak kimse sevgisizlikten kavrulmuş bu gezegeni yok oluşa terk ettiğim için beni suçlayamaz. Ayrıca Dünya’nın sonunu getirmem için küçük bir kabloyu kesmem yetti. Bu hikâyedeki acımasız suçlu ben değilim, bütün insanlık. Ben Tanrı’nın Nuh Tufanıyla yapamadığını yapıyor ve insan denen varlığı evrenden siliyorum. Ben bu yok olan tarihteki en önemli kişiyim ancak hiçbir tarih kitabının bunu yazmaya vakti olmayacak. Tüm insanlıktan bir teşekkürü hak ettiğimi düşünüyorum ama geride bunu yapabilecek hiç kimse kalmayacak ve dediğim gibi ölmek için olabilecek en mükemmel yeri seçtim.
Elif Can Gönenç
Yorumlar
Yorum Gönder