Ana içeriğe atla

Ay'da Hasat Yapan Adam


2009 yapımı bu kült bilim-kurgu drama filmini nasıl kaçırdım da ancak bu kadar vakitten sonra izleyebildim bilmiyorum. Aynı yılda District 9'u çıktığı anda izlememe rağmen. Filmi bu kadar güzel kılan oyunculuk mu, yoksa kurgu mu? Yoksa efektler mi? Hayır, aslına bakarsanız bunların hiçbiri E.T., A Space Odyssey, Gravity veya Interstellar kadar iyi değil. Bu filmi güzel kılan küçücük bir bütçeyle ve rol dağıtımı ile az önce saydığım filmlere çok yakın bir iş çıkarması. Filmimizin ilk dakikalarında standart bir bilim-kurgu filmi olacağını düşünüyorsunuz, ama bunun çok daha fazlası olduğunu anlıyorsunuz ilerleyen bölümlerde.

Yönetmen Duncan Jones'ın bilinen ilk ve tek kısa bilim-kurgu filminden sonra çektiği ilk film olmuş "Moon". Kısa filmi güzel bir başarı yakalamış olsa gerek, bir sonraki filmi Moon, Kevin Spacey ve Sam Rockwell gibi kalifiye oyuncuları barındırmış. Kevin Spacey'i The Usual Suspects'den ve House of Cards'dan, Sam Rockwell'i de The Green Mile'dan bilebilirsiniz. Yapımcılar Jones'un bu kısıtlı bütçeyle yakaladığı başarı sayesinde Warcraft serisinin ilk filmini onun ellerine bırakmış anlaşılan. 

Hemen filmimizin konusunu açıklayayım üstü kapalı bir şekilde. Dünya'da üretilen enerji insanlığa yetmemeye başlamıştır, fakat çözüm: Lunar Endüstri. Ayın yüzeyinde bulunan 'Helyum-3' sayesinde dünyanın enerji ihtiyacının %70'i karşılanmış oluyor. Sadece Helyum-3 sayesinde değil tabi, yalnız başına hasat yapan Sam Bell'i, insanlığın lüzumsuz, aşırı ve korkunç bir şekilde artan tüketimini sağlamak için çalışan adamı da unutmamak lazım. O kadar da yalnız değil aslında, yanında ilk önceliği 'sahibini' korumak olan duygusal robotumuz Gerty ona eşlik ediyor.

Hocam alınmasın gücenmesin bir şekilde okursa filan, kaos yönetimi adlı bir ekdal dersi alıyorum. Kaosu engellemeyi veya yok etmeyi değil de bu kaosta hayatta kalmayı öğreniyoruz derste. Belli mi olur biraz ileride de kaos yönetimi kaosunu yönetmeye kalkabiliriz. Bu durum aslında tüketim çılgınlığına da benziyor. Enerji tüketimini azaltmaya değil enerji üretimini arttırmaya çalışıyoruz. Bütün elimizdekiler bittikten sonra ne olacak peki? "Abi sende biraz enerji var mı ya bu aralar sıkışığım da, elim bollaşınca veririm ben sana." Bu konuda çok fazla yazarım ben, ya durdurun beni ya da gazlayın, klişelere de girmek istemiyorum.

Filmin eksikliklerine de değinmek istiyorum:
  • Kült filmlerde anlatılmak istenen alt metin(ler) olur, iyi hoş o alt metni anladık; fakat o alt metin duygusu yeterince verilemedi, empati kurmak zor.
  • Bazı sahne geçişleri çok rahatsız edici, gece yarısı televizyon karşısında yarı uyuk vaziyette izlenen bilimum aksiyon ve gerilim dolu filmlerdeki sahne geçişlerini anımsatıyor. Bir monolog veya diyalog bitmeden hemen başka bir sahneye atlanıyor; aksiyon fazla olsa bunun geçerli bir sebebi olabilirdi.
  • Film çok daha güzel bir şekilde sonuçlanabilirmiş, zirvede değil dağın eteklerinde bitmiş filmimiz. Kısacık bir süre içinde Dünya'da geçecek birkaç sahnemiz filmi ve alt metni daha anlamlı kılabilirmiş.
  • İzlediğinizde anlayabilirsiniz, bazı hayret verebilecek durumlarda sahne üzerinde fazla durulmamış, gereken önem verilmemiş.
Onun dışında bütçesine göre oldukça iyi ve ters-köşe bir kurgu, doğal ve başarılı oyunculuk, güzel ışık... Günümüz dizilerinde bilim-kurgu filmlerini andıran mavi-beyaz ışıklar ve apaçık renkler kullanılıyor. Yapmayın artık nolur, yavaş çekim sahnelerde uzun bakış atan karakterlerden biri robot çıkacak, dehşete düşen Fazilet Teyze'yi buharlaştıracak diye korkuyorum. Şaka bir yana, renkleri ve ışıkları güzel olabilir ama bana göre temaya uygun ışık kullanılmalı. Örneğin dram dizilerinde daha koyu renkler ve karanlık bölgeler kullanılmalı.

Yazımda spoiler kısmına pek girmeyeceğim, kısaca şunu sormak istiyorum okurlarıma: Eşinizi ve çocuğunuzu, üç yıllığına Ay'da hasat yapmak için bırakıp gider miydiniz? Ya bunların hiçbirine sahip olmasaydınız? Bir insana bu üç yılın sonunda çok daha iyi bir yaşam yani bir ümit vaat etmezseniz nasıl bu kadar istekli olur çalışmaya? İnsanlığın menfaati için bir kişinin duyguları nasıl çöpe atılır bunun filmi çekilmiştir.


Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Westworld İncelemesi ve Sezon Finali Çözümlemece : Nolanlar Aşkına

"Anılar bilince giden yolda ilk basamaktır. Anılarını hatırlamazsan, hatalarından nasıl ders çıkarabilirsin?" Nolan kardeşler sinema tarihine geçmiş güzide nimetlerimizdendir bana göre. Jonathan Nolan'ı belki de Westworld ile tanıdınız, fakat bazılarınız onu Person of Interest dizisiyle de tanımış olabilirsiniz. Person of Interest, Westworld kadar başarı elde edemese de daimi seyirci kitlesini yakalamış, zamanında reyting düşüklüğüne rağmen kitlesinden gelen yoğun talep üzerine çekimler finale kadar devam edebilmiştir. Bu dizilerde de olduğu gibi Nolan kardeşler eserlerinde ters köşe yapmayı ve insan doğası, gerçeklik kavramı ve iyi-kötü çatışması gibi temalar kullanmayı amaç edinmişlerdir. Bu bakımdan Westworld sadece bir bilim-kurgu dizisi olmaktan çıkmıştır. Ayrıca ilgilenirseniz dizinin üzerinden uyarlandığı 1973 yapımı Westworld filmini de izleyebilirsiniz. Westworld... Dünya'nın monotonluğundan sıkılan, yeni maceralar, hikayeler ve 'insanlar' a...

Mars'a Yolculuk

Bu duruma geldiğimize inanamıyorum. Mars’a giden ilk insanlardan biri olma şansını yakalamışken, yaşadığımız kaza yüzünden Mars’ta ilk ölen insanlardan biri olacağım. Keşif gezisi için yola çıktığımız toplamda on kişiydik. Sorunsuz sayılabilecek bir yolculuğun ardından, Mars’a çok yakın bir noktada bu kazayı yaşadık. Mars’a zorunlu inişi başarmış olmama rağmen benim dışımdaki dokuz astronot hayatını kaybetti. Şu anda hayatta olmam da bir anlam ifade etmiyor. Çünkü oksijenim bir saat içinde tükenecek ve ben de öleceğim. Benim adım Sema. Bu keşif için Türkiye tarafından görevlendirilen astronotum. Bu kara kutu kaydını keşif robotlarından birinin bulup dünyaya ulaştırması umuduyla bırakıyorum.      Dakikalarım tükeniyor ve ölümü gittikçe daha yakınımda hissediyorum. Aklım düşüncelerle dolu.Ölüm korkumu düşünüyorum. Hayatım boyunca ölmekten ve bir şeyleri yarım bırakmaktan korkmuştum. Bilirsiniz ölmeden önceki yapılacaklar listesinde yüzlerce eksikle ölmek herkes için kor...