Ana içeriğe atla

Balıklar ve Rüyalar ("Friends" severler de gelsinler)

Blog açalım yazalım amaçlı amaçsız, sadece yazalım ama yazalım be, hadi açalım yazalım kanka derken sonunda bir cesaretle güzide blogumuzu açmış bulunuyoruz pek değerli okurlarımız (varsa). İlk yazımı dün izlediğim ve oldukça etkilendiğim bir film üzerine yazmak istedim. Filmin öyle çok ahım şahım bir yanı yok ama bende çok özel ve ayrı bir yer edinmiş oldu.


1997 yapımı filmimizin orijinal adı "Dream with the Fishes"; yönetmen abimiz Finn Taylor, pek bilindik birisi değil kendisi, şahsen başka filmi var mı, iyi mi kötü mü bilmiyorum. Onun dışında başrol karakter Terry'i canlandıran oyuncu David Arquette'yi daha önce "Scream" serisinin birkaç filminde görmüştüm. Balıklar ve Rüyalar intihar planları kuran sapık bir adamın, bir madde bağımlısıyla tanıştıktan sonra hayatının değişmesini konu almış.

Friends severler için de bunları biliyor muydunuz tadında bir bilgi vermek istiyorum:

96 yılında yayınlanmış 3. sezon bölümü "The one with the Jam" bölümünde Arquette, Malcolm rolüyle - Friends izlemişler bilir - Ursula'yı ve beraberinde Phoebe'yi 'stalklamakla' beraber çekingen ve sapık bir adamı canlandırmış. "Sapık adam nasıl çekingen olur arkadaşım!" dediğinizi duyar gibiyim, hemen ekliyorum. Bu adam bildiğimiz sapıklardan değil, birini bulduktan sonra ona aşık olup takip etmeye başlıyor aşkını. İçini açmak istiyor bu kadına, ama içini ona açmaktan çok onu takip etmekten haz alma görüntüsü veriyor izleyenlere. Her neyse, arada bir bağlantı var mı bilmiyorum ama rastlantı olduğunu düşünmüyorum, internette de bu konu hakkında bir bilgi bulamadım: Finn Taylor, Arquette'nin çekingen sapık rolünü beğenmiş olsa gerek, 97 yılında vizyona girecek olan Dream with the Fishes filminin başrolünü uygun görmüş gibi. İşin ilginç tarafı, iki karakter neredeyse birbirinin aynısı. Aradaki küçük farklara; filmdeki karakterin arkadaşının nişanlısıyla cinsel fanteziler kurması, dürbünle çiftimizin sevişmesini izlemesi, bütün bunlara rağmen bir kadına aşık olduğu için başka kadınlarla ilişki kuramamasını örnek verebilirim. Ayrıca ek olarak, o dönemde David Arquette ve Courteney Cox'un evlenmesi de güzel bir detay, ama bunu birçoğunuz zaten biliyordur.


Bundan sonra yazacağım kısım film için spoiler içeriyor. Zaten izlemem diyorsanız da okuyabilirsiniz.

Klişelere girmeden yazımı son birkaç satırla bitirmek istiyorum. Hayatımızı neler üzerine yaşıyoruz? Kendimizi nelerle avutuyoruz? Anı mı yaşıyoruz yoksa basmakalıp gelecek planları için günlerimizi mi feda ediyoruz? Yolculuktan zevk almamız mı yoksa ulaşacağımız yere bir an önce varmak mı önemli bizim için? Yakın zaman içinde öleceğimizi bilseydik neler yapardık? Bütün bu sorular üzerine çekilmiş bir film düşünün, adı da balıklarla rüyalar olsun. Ve bir adam düşünün ki röntgenlediği kadını fotoğrafını çekip odasına asacak kadar sevmiş, kendi hayal dünyasında onunla evlenmiş ama kadın hayatını kaybetmiş. Kendini ona değer görmediği için böyle bir şey kurgulamış ve bunun acısını yaşamak isteyecek kadar yalnız bir adam... Terry'nin bu duygularına karşılık Liz'den karşılık gelir: "Biliyor musun Terry, o dürbününle her şeyi göremezsin. Bir kadının bir gece yarısı ağlaması, illa bir adam için ağladığını göstermez. Bazen kadın sadece ağlıyordur."

Aynı zamanda daha sonrasında ölemeyecek kadar da şanssız bir insan. Alkol bağımlısı arkadaşımız Nick'le tanışması güzel bir şans olsa gerek, bir süre sonra kendi aralarında anlaşma kararı alırlar. İkili ölmeden önce bütün istedikleri fantezileri gerçekleştirebilmek için birbirlerinden istekte bulunurlar, Terry sıradan işiyle biriktirdiği parasını ortaya koyar, Nick'in onu olaylardan sonra öldürmesi şartıyla. İkili hemen hayallerini gerçekleştirmeye başlar, ölecekleri tarihi bilerek...

İnsan hayalsiz de yaşar, fakat bana göre yaşamı çekilebilir kılan hayallerdir. Uzak da olsa hayaller peşinden koşmalı, küçük hayallerle süslenmeli hayat. Apartman görevlisi olmak da bir hayaldir astronot olmak kadar. Bir de hayalini bulma hayali... En azından bunun için çabalarken başarısız olmak veya ölmek. Nick gibi balıkların koruyucusu olurduk belki biz de, balıkları sevmesek de.

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Westworld İncelemesi ve Sezon Finali Çözümlemece : Nolanlar Aşkına

"Anılar bilince giden yolda ilk basamaktır. Anılarını hatırlamazsan, hatalarından nasıl ders çıkarabilirsin?" Nolan kardeşler sinema tarihine geçmiş güzide nimetlerimizdendir bana göre. Jonathan Nolan'ı belki de Westworld ile tanıdınız, fakat bazılarınız onu Person of Interest dizisiyle de tanımış olabilirsiniz. Person of Interest, Westworld kadar başarı elde edemese de daimi seyirci kitlesini yakalamış, zamanında reyting düşüklüğüne rağmen kitlesinden gelen yoğun talep üzerine çekimler finale kadar devam edebilmiştir. Bu dizilerde de olduğu gibi Nolan kardeşler eserlerinde ters köşe yapmayı ve insan doğası, gerçeklik kavramı ve iyi-kötü çatışması gibi temalar kullanmayı amaç edinmişlerdir. Bu bakımdan Westworld sadece bir bilim-kurgu dizisi olmaktan çıkmıştır. Ayrıca ilgilenirseniz dizinin üzerinden uyarlandığı 1973 yapımı Westworld filmini de izleyebilirsiniz. Westworld... Dünya'nın monotonluğundan sıkılan, yeni maceralar, hikayeler ve 'insanlar' a...

Ay'da Hasat Yapan Adam

2009 yapımı bu kült bilim-kurgu drama filmini nasıl kaçırdım da ancak bu kadar vakitten sonra izleyebildim bilmiyorum. Aynı yılda District 9'u çıktığı anda izlememe rağmen. Filmi bu kadar güzel kılan oyunculuk mu, yoksa kurgu mu? Yoksa efektler mi? Hayır, aslına bakarsanız bunların hiçbiri E.T., A Space Odyssey, Gravity veya Interstellar kadar iyi değil. Bu filmi güzel kılan küçücük bir bütçeyle ve rol dağıtımı ile az önce saydığım filmlere çok yakın bir iş çıkarması. Filmimizin ilk dakikalarında standart bir bilim-kurgu filmi olacağını düşünüyorsunuz, ama bunun çok daha fazlası olduğunu anlıyorsunuz ilerleyen bölümlerde. Yönetmen Duncan Jones'ın bilinen ilk ve tek kısa bilim-kurgu filminden sonra çektiği ilk film olmuş "Moon". Kısa filmi güzel bir başarı yakalamış olsa gerek, bir sonraki filmi Moon, Kevin Spacey ve Sam Rockwell gibi kalifiye oyuncuları barındırmış. Kevin Spacey'i The Usual Suspects'den ve House of Cards'dan, Sam Rockwell'i d...

Mars'a Yolculuk

Bu duruma geldiğimize inanamıyorum. Mars’a giden ilk insanlardan biri olma şansını yakalamışken, yaşadığımız kaza yüzünden Mars’ta ilk ölen insanlardan biri olacağım. Keşif gezisi için yola çıktığımız toplamda on kişiydik. Sorunsuz sayılabilecek bir yolculuğun ardından, Mars’a çok yakın bir noktada bu kazayı yaşadık. Mars’a zorunlu inişi başarmış olmama rağmen benim dışımdaki dokuz astronot hayatını kaybetti. Şu anda hayatta olmam da bir anlam ifade etmiyor. Çünkü oksijenim bir saat içinde tükenecek ve ben de öleceğim. Benim adım Sema. Bu keşif için Türkiye tarafından görevlendirilen astronotum. Bu kara kutu kaydını keşif robotlarından birinin bulup dünyaya ulaştırması umuduyla bırakıyorum.      Dakikalarım tükeniyor ve ölümü gittikçe daha yakınımda hissediyorum. Aklım düşüncelerle dolu.Ölüm korkumu düşünüyorum. Hayatım boyunca ölmekten ve bir şeyleri yarım bırakmaktan korkmuştum. Bilirsiniz ölmeden önceki yapılacaklar listesinde yüzlerce eksikle ölmek herkes için kor...