Zehir Zemberek... Ne kadar tuhaf bir kelime. Bir de bunun isim olarak konulduğunu düşünün. Tuhaflığın seviyesi artıyor değil mi? Kim minicik bir bebeğe bakıp bu ismi koymak ister? Babam istemiş işte. Gerçi onu pek de haksız olarak değerlendiremiyorum. Neden mi? Gelin anlatayım. Yıllar yıllar önce babam anneme çok aşıkmış. Annemi de çok aşık sanmış. Gerçi bu konu tartışılır ama ben tamamen babamın açısından anlatacağım. Ne diyordum? Hah! Tamam. Babam annemin de kendisine çok aşık olduğunu düşünürmüş. Hatta annemin sevgisi onu bazen korkutur geri çekilmeyi seçermiş. Onların gençlik yılların da sosyal medya diye bir şey varmış. İnsanlar düşüncelerini, fotoğraflarını kısaca yaşadıkları hayatı orada paylaşırlarmış. Diğer insanlar da bunu takip eder, beğenir ve yorumlar da bulunurmuş. O zamanlar annem ne paylaşsa babam üzerine alınırmış. Daha aralarında bir şey yok tabi. Annem anlatılanlara göre çok sevgi dolu bir kadınmış. Çok fazla arkadaşı ve seveni varmış. Babam yine de kendini onlarda...
Yataktan kalktı. Yine aynı sabah diye geçirdi aklından. Sabahlardan farklı olmalarını beklemesinin anlamsız olduğunu iyi biliyordu aslında. Farklı olması gereken şey kendisiydi. Ama ne yaparsa yapsın bunu beceremiyordu. Ailesi, arkadaşları hatta tüm dünya onu sıradan olmaya zorlayan engellerdi. Neyse diye geçirdi içinden neyse. Saat henüz kendisi dışında herkesi suçlamak için çok erkendi. Yüzünü yıkamak üzere banyoya gitti. Hep aynı yüz diye düşündü. Düşüncelerini değiştirerek dünyaya bir fark katamıyorsa belki de yüz şeklini değiştirmeliydi. Bu ne demek oluyordu: tabi estetik ameliyat. Saçma diye geçirdi içinden. Diğerlerine benzemekten bu kadar kaçarken toplumun dayattığı algılar doğrultusunda bir de estetik ameliyat mı olacaktı? Çok saçma… Kendisiyle günlük muhasebesi henüz bitmemişti ancak buna iş yerinde boş kaldığı anlarda da devam edebilirdi. İşe gitmek üzere evden çıktı. İş yerindeki o lanet masayı düşündükçe midesi bulanıyordu. Kendisindeki sorunu çözemiyordu henüz. D...